New & Pomos Lorem ipsum dolor sit amet, per ne purto corpora, cu eam cetero dolores.

Hidiv Kasrı

Çubuklu sırtlarındadır. 1907 yılında, Mısır’ın son hidivi (Osmanlının Mısır Valisine hıdiv ismi veriliyor) Abbas Hilmi Paşa tarafından, İtalyan mimar Delfo Seminati’ye yaptırılmıştır. Dönemin mimari modasına uygun olarak “art nouveau” tarzındadır. Kasrın binası: şato biçimindedir. Kapısının üzerinde “Ay-yıldızlı” Hıdiv Tacı Bayrağı arma haline getirilerek yerleştirilmiştir. Dış kapı girişi tamamen altın yaldız çiçek figürleriyle işlenmiştir. Yuvarlak mermer sütunlar, Teraslar, Hıdiv’in yatak odası, kulesi, mermer, ahşap ve kristal salonları önemli özellikler taşır. Neo-Klasik, Neo-İslam, Neo-Osmanlı olarak değerlendirilecek öğelerle bezenmiştir. Avrupa mimarisindeki gelişmeler, çiçek, meyve ve av hayvanlarının resimleri, duvarlara, tavanlara, sütun başlıklarına işlenerek yapılmıştır.Kasır, Vali Muhittin Üstündağ zamanında, çok küçük bir bedelle satın alınarak, şehre kazandırılır. Böylece;176 dönümlük koca orman, kıyıdaki eski yalı binaları, güney ucundaki büyük ahır binası, kuzey girişindeki şato benzeri kapısı ve sarayın kendisi; yok denecek bir fiyatla, İstanbul şehrinin malı olur. Hidiv ise, Türkiye’yi kesin olarak terk eder ve İsviçre’ye yerleşir.
Tarihi süreçte: uzun süre bakımsız kalan kasır, 1980’lerde özel firma tarafından restore edilmiş ve bir süre otel olarak hizmet vermiştir. Şu anda: lokanta ve sosyal tesis olarak kullanılmaktadır. Kasrın bir yüzündeki İstanbul’un en büyük gül bahçelerinden olan dış mekanı ve tarihi iç mekanda ayrıca düğün gibi organizasyonlar da düzenlenmektedir. Arkasındaki koruluk ve yürüyüş yolu ise, spor ve yürüyüş yapanlar tarafından kullanılmaktadır.Kasrın ana girişinin ortasında; mermerden ihtişamlı ve anıtsal bir çeşme var. Tavanı; çatıya varıncaya kadar yükselir ve vitrayla kaplıdır. İçinde; çeşitli yerlerinde zarif çeşme ve havuzlar bulunuyor. Bina; plan olarak, salonlar arasındaki bağlantılar aracılığıyla, havuzun etrafında bir daire çizmekte. Bu daire, yalnızca giriş holü tarafından kesilmekte. Bu holdeki tarihiasansör, dikkat çekici başka bir detay. Üst katta ise, özel odalar bulunmakta.Boğaziçinin geleneksel yapısını en iyi koruyan bölgesi: Kanlıca-Kandilli arasıdır. Boğaziçinde; yapılaşmaya izin verilmesiyle birlikte, önemli ölçüde yara alan: KanlıcaKoruları, Kavacık Mesiresi, Mihribat ve Kavacık Ormanları, yine de darlaştırılmış bir yeşil kuşak olarak Kanlıca’yı tepeden sarıyor.