oakenshield

Arkeoloji Müzesi


Ressam ve arkeolog Osman Hamdi Bey’in kurucusu olduğu müze 13 Haziran 1891’de Müze-i Hümayun ismi ile açıldı. Abidevi binanın mimarı Vallaury’dir. Arkaik çağdan Roma devrine devam eden eşsiz heykeller sıralıdır.

1883 yılında Osman Hamdi bey tarafından ülkemizdeki ilk Sanay-i Nefise Mektebi olarak yaptırılmıştır. Binanın içinde bulunan eski şark eserleri müzesi, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1472 yılında yazlık köşk olarak yaptırılan ve ülkemizin en zengin ve önemli müzesidir. 1992 yılında Avrupa konseyi tarafından ‘yılın müzesi’ seçilmiştir.

Türk İslam Eserleri Müzesi


Türk ve İslam sanatı eserlerini topluca kapsayan ilk Türk müzesidir. Mimar Sinan’ın en önemli yapıtlarından biri olan Süleymaniye camii külliyesi içinde yer alan imaret binasında 1914’te ‘Evkaf-ı İslamiye müzesi’ adıyla ziyarete açılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra is ‘Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ adını almıştır. 1983 yılında İbrahim Paşa Sarayı’na taşınmıştır. 1984 yılında Avrupa Konseyi yılın müzesi yarışması jüri özel ödülünü, 1985 yılında da Avrupa Konseyi – UNESCO tarafından çocuklara kültür mirasını sevdirme konusundaki çalışmalarından ötürü verilen ödülü almıştır. Konusunda dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alıp, 40.000 eseri aşan koleksiyonu ile İslam sanatının hemen her döneminden ve her türünden seçkin eserlere sahiptir.

Aya İrini


Topkapı Sarayı’nın 1. avlusunda yer alan Aya İrini 6. yy’da İmparator Lustinianus zamanında inşa edilmiştir. Malzeme ve mimarisiyle tipik bir Bizans yapısıdır. İstanbul’da günümüze kadar gelebilmiş yegane atriumlu kilisedir. 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra kilise camiye çevrilmediği için yapıda önemli bir değişiklik yapılmamıştır. Bizans’ın ilk kiliselerinden Aya İrini 1. Lustinianus döneminin tüm mimari özelliklerini yansıtmaktadır. Uzun süre ganimet ve silah deposu olarak kullanılan, 1869 yılında müze-i Hümayun adı alan, 1908 tarihinden itibaren askeri müze olarak çeşitli etkinliklere tahsis edilen yapı, konser ve gösteri amaçlı olarak da kullanılmaktadır.

Mısır Çarşısı


İstanbul’un eczanesi olarak yola çıkan Mısır Çarşısı; 1660 yılında Turhan Sultan tarafından yaptırılmıştır.

Aktarlarıyla meşhur bu çarşıda halen doğal ilaçlar, baharat, çiçek tohumları, nadir bitki kök ve kabukları gibi eski geleneğine uygun ürünlerin yanı sıra kuruyemiş, şarküteri ürünleri ve değişik gıda maddeleri satılmaktadır. Çarşı, pazar günleri de açıktır. Bu tarihi büyülü yapı, birbirine karışmış baharat kokuları eşliğinde rengarenk atmosferiyle Eminönü’nün ortasında ziyaretçilerini beklemektedir.

Kapalı Çarşı


Dünyanın en eski ve büyük kapalı çarşısı İstanbul’un merkezindedir. Çarşının 60’a yakın sokağı, üç binden fazla dükkanı mevcuttur. Dünya üzerinde İstanbul’a ilgisi olan herkes planlarına Kapalıçarşı’yı da dahil etmektedir. Her daim hareketli, canlı ve devetkar olan Kapalıçarşı, İstanbul’un mutlaka görülmesi ve yaşanması gereken yerlerinden biridir.

Arasta Çarşısı


Arasta Çarşısı, Osmanlı zamanında sipahilerin malzemelerinin satılmasından dolayı, Sipahi Çarşısı olarak da anılmış. Eski Bizans kalıntıları üzerinde geniş bir onarımdan geçirilerek yapılan Arasta Çarşısı, her iki yanı geleneksel hediyelik halı, kilim, seyahat hatırası, İznik çinileri satan yaklaşık yetmiş dükkanın bulunduğu sokaktan oluşmaktadır. Bu bölgede 1930’lu yıllarda yapılan kazılarda Bizans Sarayı’na ait mozaiklerin bulunması bölgenin saray kompleksine ait olduğunu kanıtlar niteliktedir. 1912 yılında çıkan yangınla tahrip olan çarşı uzun dönem harabe olarak kalmış, 1980’li yıllarda restore edilerek İstanbul’a kazandırılmıştır.

Topkapı Sarayı


1478’de Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Dolmabahçe Sarayı yapılana kadar yaklaşık 380 sene devletin idare merkezi ve Osmanlı sultanlarının resmi ikametgahı olmuştur. Dolmabahçe, Yıldız ve diğer saraylarda yaşanmaya başlanmasıyla boşaltılmıştır. Padişahlar tarafından terk edildikten sonra da önemini hiç kaybetmemiş, 1924 yılında bazı ufak onarımlar yapılarak, müze olarak ziyarete açılmıştır. Osmanlı padişahlarının özellikle yükselme devrinde bütün dünyayı idare ettikleri Topkapı Sarayı ve sarayda muhafaza edilen, dünyanın en meşhur elmasları arasında gösterilen ‘Kaşıkçı Elması’ İstanbul’un görülmesi gereken değerlerindendir.

Çiçek Pasajı


1870 yılındaki büyük Beyoğlu yangınında yok olan Hoca Nazım Tiyatrosu yerine yapılan, mütareke yıllarında birçok çiçekçi dükkanı açıldığından; o güne kadar daha çok Hristaki Pasajı olarak anılan yer Çiçek Pasajı adını almıştır. Asıl olarak 1940’lı yıllarda açılan meyhaneler (özellikle Nektar Birahanesi) büyük bir müşteri kalabalığı çekemeye başlamıştır. 1950’lerde çiçekçiler başka sokaklara doğru kaymaya başlayınca boşalan yerlere yeni meyhaneler açılmya devam etmiştir. 1950’lerin sonunda ‘çiçek’ adı daha çok bir hatıra olarak kalmış, pasaj tümüyle bugünkü meyhane kimliğine bürünmüştür. 10 mayıs 1978’de bir gecede aniden çöken bakımsız bina 2005’te tekrar hizmete girmiş ve şimdi fasıl eşliğinde rakı, balık, meze sevenlerin hizmetindedir.

Büyük Mecidiye Camii (Ortaköy)


Avrupa sanatı üsluplarının bir karışımı olarak 1843-1856 yılları arasında inşa edilmiştir. Dünyadaki saraylar içerisinde en büyük balo salonuna sahip bu saray iç dekorasyonu, ipek halı ve perdeleri, mobilyaları ve diğer tüm eşyaları eksiksiz olarak orijinal haliyle günümüze gelmiştir. Dolmabahçe Sarayı, mevcut hiçbir sarayda bulunmayan zenginlik ve ihtişama sahip bir sahil sarayıdır. Duvar ve tavanlar devrin Avrupalı sanatkârlarının resimleri ve tonlarca ağırlığında altın süslemeleri ile dekore edilmiştir. Saray 1984 yılından beri müze olarak hizmet vermektedir. Ayrıntıları anlatmakla bitirilmiyecek olan bu tarihe şahitlik etmiş ihtişamlı saray, İstanbul’da görülecek yerler arasında ilk sıralarda.

Beyoğlu


Beyoğlu, İstanbul’un uyumayan yüzüdür. Her daim canlı, rengarenk ve kalabalıktır. Farklı etnik kültürlerin bir arada yaşadığı, kozmopolit bir Türkiye mozaiğidir. Semtin adeta şehri özetleyen bir havası vardır. Her renkten insana rastlayabileceğiniz, farklı tarzlarda eğlence mekanlarının bulunduğu, sokaklarında kestanecisinden mısırcısına seyyar satıcıların olduğu, sokağa yayılan müzik sesleriyle kalabalığın içine karışarak kaybolma hissi yaşayabileceğiniz İstanbul’un vazgeçilmez semtidir.